Salı, Nisan 4, 2006 - Hikayeden bir merhaba yazısı
Siz bu satırları okuduğunuz sırada, ben çoktan ilk yazımı yazmış ve pürüzsüz bir heyecan içinde, yazının yarattığı etkileri merak ediyor olacağım. Acaba okunmuş muydu? Daha da önemlisi beğenilmiş miydi? Yoksa şu anda ben, ilk paragrafta okur tarafından terkedilmiş öksüz cümlelerin gariban yazan mıydım? Bu yazıyı okurken başka şeyler düşünen okurlarla, hiçbir şey düşünmeden satırlar üzerinde düşüncesiz bir göz gezintisi yapan okurların toplamını, ülkedeki okuma yazma bilenlerin sayısına böldüğümüzde sonuç kaç olacaktı? Şu son yazdığım cümleyi öğelerine ayırabilecek kaç babayiğit vardı ülkemizde? Acaba şu anda ben daha önce okunmuş bir yazıyı yeniden yazmış olabilir miydim? (Ne dediniz bilmiyorum ama Öyle demeyin, böyle bir felaket her an her yazarın başına gelebilir.) Açık söyleyeyim; heyecanlıyım. Dolaylı anlatayım; heyecanlı olduğumu söylersem yalan söylemiş olmam dersem, yalan söylemiş olmam.. Aslında bu kadar heyecanlanmaya gerek yok.
Yazarsın klasik bir "merhaba" yazısı olur biter. Ama benim bu tür yazılarla ilgili sorunlarım var. Mesela şöyle bir giriş düşünelim: "Merhaba sevgili okurlar... Bundan böyle sizlerle her hafta bu sayfalarda buluşacağız. Ve ben size kalemim döndüğünce fikirlerimi, deneyim ve gözlemlerimi aktaracağım. Bazen benim fikirlerim sizi dönüştürecek, bazen sizlerden gelen tepkiler beni şekillendirecek. Umarım bu fikir alışverişi ülkemizin fikir hayatına bir katkı sağlar., vs., vs., vs.." Oldu mu yani şimdi? Bu giriş paragrafını maddeler halinde inceleyelim: 1) "Merhaba sevgili okurlar..." Bu tümüyle sahte bir giriş cümlesi. Daha yeni tanışıyoruz, nereden çıktı bu sevgililik filan. Zeka sorunlu televizyon sunucuları gibi yaparak "sevgili" sözcüğünü çöpe dönüştürmenin manası var mı? 2) Merhaba yazısının ikinci cümlesi şu: "Bundan böyle sizlerle her hafta bu sayfalarda buluşacağız..." Bak şimdi? Ne buluşması? En geç kaçta orada olacağız? Kaça kadar bekleyeceğiz? Yakınlara bir yere gelip cepten adres tarifi mi alacağız? Buluşacakmışız!.. Türkçede en sık taciz edilen sözcüklerden biri de "buluşma"dır. Radyoda buluşuruz, ekran başında buluşuruz, yeniden buluşmak dileğiyle ayrılırız... Buna ek bir şıklık daha var: Bundan böyle SİZLERLE buluşacağız. Sizler ne demek? Siz zaten çoğul bir ifadeyken "sizler" ne oluyor? Sizler siz'den daha mı çok yani? Kusura bakmayın "bizler" böyle saçma sapan sorunlara kafa yoran küçük bir grubuz. Hiç üzülmeyin SİZLER BİZLER'den daha kalabalıksınız. Biz biziz, BİZLER bile değiliz! 3) "Umarım bu fikir alışverişi ülkemizin fikir hayatına bir katkı sağlar..." Sağlamaz!.. Çünkü bu sözü edilen alışveriş meselesi tartışmaya açık... Bir kere böyle bir alışveriş olacak mı? Belki de siz bu yazının bulunduğu sayfalara geldiğinizde, tuvalatteki işiniz bitecek ve dergi klozetin yanında bulunan eski sayıların arasmdaki yerini alacak ve sizden sonra gelecek olan müşterisini beklemeye koyulacak. Gayet iyi biliyorum ki siz de benim gibi, tuvalete biraz da kültürel ihtiyacınızı gidermek için gidiyorsunuz. Gerçi son dönemde sağanak halinde üretilen hafta sonu ekleri bütün tuvaletleri kuşatıp ülkenin entelektüel hayatına ağır bir darbe indirdi ama yine de hiç yoktan iyidir. Çünkü okunacak bir şeyin olmadığı tuvaletlerde kitap kurtlarının çektiği eziyeti ben bilirim. Bu yüzden mesela ben OMO'nun hangi fabrikada ve hangi kimyasal bileşimlerle üretildiğini de bilirim. Listelerde yer almasa da en çok okunan yapıtlar arasında deterjan kutuları önemli bir yer tutmaktadır. Sözün özü "merhaba" yazılarının genel olarak ana fikri şudur: "Bu yazıyı okumasanız da olur. Sadece böyle bir yazarın artık bu dergide yazmaya başladığını bilin yeter!" Öte yandan bana saçma gelen asıl konu şu. Diyelim ki hiç tanımadığınız insanlardan oluşan hiç tanımadığınız bir ortama giriyorsunuz. Konuşmaya şöyle mi başlarsınız? Gruba yeni katılan gerzek - Merhaba.. Ben artık sizin gruba dahil oldum. Bundan böyle işten arta kalan vakitlerde sizlerle bu kafede buluşacağım. Yeri geldiğinde espri yapacağım, yeri geldiğinde de esprilerinize güleceğim. Bazı zaman olacak fıkra bile anlatacağım. Ama biliyorsanız anlatmayayım tabii.. O zaman ben fıkrayı anlatırım, baktım ki biliyorsunuz bir daha anlatmam... Ayrıca anılarım arasında size aktarmaya değer bulduklarımı hiç unutmamaya çalışacağım. Ve bunları aktarırken konuşmama "hiç unutmam" diye başlayacağım. Böylece anılarımın ilginçliği ve hafızam konusunda size güven vermiş olacağım.. Böyle bir salağı hangi grup kabul eder ki.. Normal olanı, insanın adını söyleyip boş olan sandalyeye oturması değil midir? Kısacası (Kısacası mı? Madem kısasını biliyordun iki saattir ne yazıyorsun?) sıraladığım nedenlerden dolayı böyle bir merhaba yazısı yazmadım. Aslına bakarsanız siz "sevgili" okurlarla nasıl bir ilişki kuracağımı da bilmiyorum. Kafamda okur - yazar ilişkisiyle ilgili soru işaretleri de var çünkü. Okurun kafasında dağınık halde gezinen fikircikleri derleyip toplayan, özneleyen, tümleçleyen, yüklemleyen biri midir yazar? Bunu yapabildiği oranda başarılı, yapmadığı kadar da aykırı mı sayılır? Yani okur düşündüğünü düşünen yazarı mı sever? Ama bu durum yazarın varlığını gereksiz kılmıyor mu? Siz kendi içinizde halledin, ben niye yazıyorum? Elbette ülkemizde aykırı olmakla birlikte başarılı sayılan yazarlar da vardır ama onlar da sevimsizdirler. Ben hem sevimli, hem aykırı, hem de başarılı olmak istiyorum, ne yapmam lazım? Okurun tuhaf alışkanlıklarından biri de kimi sözlerin altını çizmektir. Bu durum ise yazıyı daha sonra okuyan kişileri depresyona sokar.. Kimse bir yazıyı "salak olma, bu cümlelere dikkat et" şeklinde bir uyarıyla okumak istemez. Bu nedenle altı çizilmeye değer cümleler yazmamaya gayret edeceğim. İşte heyecanlı, hafif utangaç, çokça tedirgin bir "merhaba" yazısının sonuna geldik. Önümüzdeki hafta bu sayfalarda buluşmak ümidiyle şen ve esen kalın vs. vs. vs... Neyse... Hayatın orasında burasında gelişigüzel seslendirdiğimiz sözler uçucudurlar ama yazının böyle yeteneği yoktur, yazdığınız yerde kalır. Merhaba, ben GÜRBÜZ VURAL..
Yılmaz Erdoğan - Hijyenik aşklar...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Ah bir öğrensem şu bilgisayar işini. Bırakıp gideceğim bu yerleri bu işleri.
Kategoriler
Arkadaşlarım
|